Hukuk · Siyaset · DevletArşiv belgeleri
KÜRSÜBağımsız yayın

Mahkemeler, meclis ve kamu yönetimi: kurumların nasıl işlediğini anlatan bağımsız yayın.

Siyaset ve meclis

Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Değişiklikleri: Devlet Mekanizmasında Gerçekte Neler Değişti?

16 Nisan 2017'de Türkiye'deki anayasa referandumunda, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi tarafından önerilen 18 maddelik değişiklik kabul edildi. Yüzde 51,4 oyla onaylanan değişiklikler, başbakanlık makamını ve Bakanlar Kurulunu lağvederek ülkenin yönetim sistemini resmen parlamenter sistemden başkanlık sistemine dönüştürdü. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair 6771 Sayılı Kanun'un kabul edilmesiyle pekişen bu değişim, Türkiye'nin yönetim yapısında bir dönüm noktasını teşkil etti.

KÜRSÜ Yayın KuruluSiyaset ve meclis
Türkiye Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Değişiklikleri: Devlet Mekanizmasında Gerçekte Neler Değişti?
Görsel: KÜRSÜ

Parlamenter Sistemden Başkanlık Sistemine

2017 değişikliklerinden önce Türkiye parlamenter sistemle yönetiliyordu. Meclis içinden gösterilen ve cumhurbaşkanı tarafından atanan başbakan, hükümetin başı olarak görev yapıyordu. Başbakan ve diğer bakanlardan oluşan Bakanlar Kurulu, Danıştay denetimine tabi olmak üzere yasaları uygulayıcı düzenlemeler çıkarma yetkisine sahipti. Yürütme organı ile yasama arasındaki bu kuvvetler ayrılığı, 2017 öncesi sistemin kilit bir özelliğiydi.

2017 referandumu, 1982 Anayasası'nın 109 ila 115. maddelerini yürürlükten kaldırarak başbakanlığı ve Bakanlar Kurulunu ortadan kaldırdı. Bunların yerine 6771 Sayılı Kanun, yürütme yetkilerinin Cumhurbaşkanı bünyesinde toplanması için tek bir merkez oluşturdu. Anayasa'nın 8. maddesi değiştirilerek cumhurbaşkanının yürütmenin başı olduğu ve daha önce cumhurbaşkanlığı ile Bakanlar Kurulu arasında paylaşılan tüm yürütme yetkilerini tek başına elinde bulundurduğu hükme bağlandı. Cumhurbaşkanı artık hem devletin hem de hükümetin başı olarak görev yapıyor ve bir zamanlar başbakan ile kurulun uhdesinde olan tüm yetki ve sorumlulukları fiilen üstleniyor.

Başbakanlığın ve Bakanlar Kurulunun Kaldırılması

Değişiklikler başbakanlığın kaldırılmasını ve Bakanlar Kurulunun feshedilmesini başlatırken, bunların işlevleri doğrudan cumhurbaşkanlığı tarafından devralındı. Önemli bir nokta olarak cumhurbaşkanı artık, yalnızca Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne seçilme yeterliliğine sahip olmaları gereken cumhurbaşkanı yardımcılarını ve kabine bakanlarını atama ve görevden alma yetkisine sahip. Bu atamalar artık hiçbir yasama onayı gerektirmiyor ve 2017 öncesi süreçten köklü bir kopuşu temsil ediyor.

Değişikliklere ilişkin dönemin analizleri, başbakanlığı kaldırmayı, cumhurbaşkanının bir veya daha fazla cumhurbaşkanı yardımcısı atamasını sağlamayı ve cumhurbaşkanını yürütmenin tek başı kılmayı amaçlayan bu anayasal reformların dönüştürücü etkisini açıkça ortaya koydu. Yürütme gücünün bu tek kişilik biçimi, yürütme kararları üzerindeki sınırlı yasama denetimiyle birlikte yönetim yetkisini cumhurbaşkanlığı makamında toplamak üzere tasarlandı.

Bakanlar ve Cumhurbaşkanı Yardımcıları Nasıl Atanıyor?

Yeni rejimde bakanlar ve cumhurbaşkanı yardımcıları yalnızca cumhurbaşkanı tarafından atanıp görevden alınırken, uygunlukları milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olmaları koşuluyla belirleniyor. Cumhurbaşkanının üst düzey devlet yöneticilerini atama ve görevden alma yetkisi reformların kilit bir unsurudur ve atama süreci artık tamamen cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenlenmektedir.

Bu dönüşüm; başbakanın bakanları seçtiği, cumhurbaşkanının ise onları seçilmiş milletvekilleri arasından resmen atadığı eski sisteme kıyasla çarpıcı bir değişimi temsil ediyor. Parlamento onayı ihtiyacının ortadan kalkması güç dengesini önemli ölçüde değiştirirken, cumhurbaşkanına yürütme organını dilediği gibi kurma, lağvetme ve yeniden yapılandırma yetkisi veriyor.

Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ve Devlet Mekanizmasının Denetimi

Anayasa değişikliklerinin en önemli unsurlarından biri, cumhurbaşkanlığı kararnamesi yetkisinin genişletilmesidir. Önceden bakanlıkların kurulması ve düzenlenmesi ile üst düzey yetkililerin atanması da dahil olmak üzere temel yürütme işlevleri, Danıştay'ın yargısal denetimine tabi olan yasalar ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla belirleniyordu.

2017 değişiklikleri bu yetkileri cumhurbaşkanlığına devrederek cumhurbaşkanının bakanlıkların kurulmasını, kaldırılmasını, görevlerini, yetkilerini, teşkilat yapısını ve taşra teşkilatlarını düzenleyen kararnameler çıkarmasına imkan tanıdı. Değişiklikler, yürütme yetkisine ilişkin konulardaki bu cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin önceki düzenleyici sistemin yerini aldığını açıkça ortaya koymakta ve cumhurbaşkanına yürütme organının büyük bölümünü doğrudan tasarruflarla yönetme yetkisi vermektedir.

Yargı ve Kurumsal Yeniden Yapılanma

Yürütme organındaki bu değişikliklerin yanı sıra anayasa değişiklikleri, askeri mahkemelerin kaldırılması da dahil olmak üzere yargıda önemli bir yeniden yapılanmayı da içeriyordu. Bu dönüşüm, kurumsal ilişkilerin daha geniş çapta yeniden dengelenmesini yansıtmakta ve yürütme, yasama ve yargı organlarının birbirleriyle etkileşim mekanizmalarında önemli bir değişime işaret etmektedir.

Askeri mahkemelerin kaldırılması ve anayasa değişiklikleri kapsamındaki yargısal yeniden yapılanma, genişletilmiş bir başkanlık sistemine geçişle yakından bağlantılıdır. Bu değişim, daha yalın ve merkezi olarak güçlendirilmiş bir yürütme ile yönetimin önemli ölçüde yeniden ayarlanmasını yansıtmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı Yetkisi Üzerinde Hangi Denetimler Kaldı?

Bu noktaya kadar resmi sistemi ortaya koymak oldukça net. Peki cumhurbaşkanının bu muazzam yeni yetkileri üzerinde hangi denge ve denetleme mekanizmaları kaldı?

Kaynaklarda çok az somut ayrıntı bulunsa da cumhurbaşkanlığında toplanan yetkilerin tamamen sınırsız olmadığı açıktır. MERIP'in değişikliklere ilişkin analizi, reformların Türkiye'de parlamenter hükümeti fiilen sona erdirdiğini, cumhurbaşkanını ise "periyodik ve giderek daha fazla kurgulanan seçimler dışında neredeyse hiçbir denetime" tabi olmadan hareket eder halde bıraktığını ortaya koyuyor. Bu durum, artık cumhurbaşkanının elinde kayda değer bir güç bulunmakla birlikte, kesin sınırlarının teyit edilmesi gerekecek birtakım resmi kısıtlamaların halen var olduğunu gösteriyor.

Sonuç

Artık açıkça görülüyor ki Türkiye'nin 2017 anayasa değişiklikleri ve 2018'de başkanlık sisteminin hayata geçirilmesi, ülkenin yönetim yapısını kökten değiştirdi. Başbakanlığın ve Bakanlar Kurulunun kaldırılması, cumhurbaşkanının kararname çıkarma ve yetkilileri atama konusundaki yeni yetkileriyle birleşerek yürütme organı bünyesindeki yetkileri topladı. Türk siyasetinin gidişatını anlamak ve öngörmek isteyen gözlemciler için, bu yeni anayasal mimarinin ülkedeki her siyasi kararın ve kurumsal ilişkinin temelini nasıl oluşturduğunu kavramak elzemdir.