Hukuk · Siyaset · DevletArşiv belgeleri
KÜRSÜBağımsız yayın

Mahkemeler, meclis ve kamu yönetimi: kurumların nasıl işlediğini anlatan bağımsız yayın.

Hukuk ve yargı

Türkiye İdare Mahkemesi İptal Davası: Danıştay ve İdare Mahkemeleri Nasıl Çalışır

Türkiye'de bir idari işleme karşı dava açmak o işlemi kendiliğinden durdurmaz; davacıların, geri dönülmesi imkânsız olabilecek devlet kararlarını (örneğin disiplin cezası kaynaklı uzaklaştırmalar, ruhsat iptalleri, sınır dışı işlemleri) durdurabilmek için aktif olarak yürütmenin durdurulmasını talep etmesi ve bunun için aranan katı şartları yerine getirmesi gerekir.

KÜRSÜ Yayın KuruluHukuk ve yargı
Türkiye İdare Mahkemesi İptal Davası: Danıştay ve İdare Mahkemeleri Nasıl Çalışır
Görsel: KÜRSÜ

Devlete Karşı Hak Aramada Ayrı Bir Yargı Yolu

Türkiye'nin idari yargısı, vatandaşların ve kamu görevlilerinin hukuka aykırı devlet eylemlerine itiraz edebilmeleri için uzmanlaşmış bir mecra sunar. Zirvede ise alt derece idare ve vergi mahkemelerinin kararlarını inceleyen bir son merci ve kanunda sayılan belirli dava türleri için ilk ve son karar mercii olarak görev yapan en yüksek idare mahkemesi Danıştay yer alır. Somut olarak ifade etmek gerekirse Danıştay idari işlemleri iptal edebilir veya değiştirebilir, tazminata hükmedebilir ve temel kamu hizmeti sözleşmeleri hakkında istişari görüş bildirebilir.

Danıştay'ın altında, son raporlara göre sayıları 189'u bulan idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri bulunur. Bu mahkemeler; yetki, şekil, sebep, konu veya amaç yönünden hukuka aykırı bulunan idari işlemlerin iptalini hedefleyen iptal davalarına bakar. Hukuka aykırı eylemlerden veya eylemsizliklerden kaynaklanan zararların idareden tazmin edilmesini amaçlayan tam yargı davalarını da karara bağlarlar. İlgili taraf, ilk olarak hukuka aykırı idari işlemi durdurmak, ikinci olarak da ortaya çıkan kayıp veya zararı idareye ödetmek amacıyla her iki dava türünü birlikte veya art arda açabilir.

İptal Davaları: Hukuka Aykırı İdari İşlemlerin İptali

Bir idari kararla haklarının ihlal edildiğine inanan vatandaşlar ve kamu görevlileri, tebliğden itibaren 60 gün içinde ilgili idare mahkemesinde iptal davası açma hakkına sahiptir. Bu süre hak düşürücü bir süre niteliği taşır ve mahkemelerce katı biçimde uygulanır; bu da geç açılan iptal davalarının reddedilmesiyle sonuçlanır. Türk mevzuatı, bir iptal davasının yalnızca dava konusu idari işlemden doğrudan etkilenen bir kişi tarafından açılabileceğini ve bu kişinin işlemin aşağıdaki gerekçelerden biri bakımından açıkça hukuka aykırı olduğunu göstermesi gerektiğini hükme bağlar:

  • Yetki: İdari organın söz konusu işlemi tesis etme yetkisi bulunmamaktadır.
  • Şekil: İşlemin tesis edilme süreci yasalara, kurallara veya usul şartlarına uygun değildir.
  • Sebep: İşlem için gösterilen gerekçeler yetersiz, eksik veya çelişkilidir.
  • Konu: İşlem anayasa, kanun veya idari düzenleme gibi üst hukuk normlarıyla çatışmaktadır.
  • Amaç: İşlem hakkın kötüye kullanılmasıyla, sürüncemede bırakma kastıyla veya ölçüsüzce katı bir tutumla tesis edilmiştir.

İptal davaları tipik olarak disiplin kararlarına, ruhsat veya izinlerin iptaline yahut hizmetlerin ve hakların reddine veya sınırlandırılmasına karşı yapılan itirazları kapsar. Başarılı iptal davaları, dava konusu işlemin tamamen veya kısmen iptal edilmesiyle sonuçlanır; Danıştay veya alt derece idare mahkemesi bireyler açısından doğacak sonuçları ayrıca belirtir.

Tam Yargı Davaları: İdareden Tazminat Talebi

Bir idari işlem veya eylemsizlik bir vatandaşın veya kamu görevlisinin zarara uğramasına yol açtığında, söz konusu kişi maddi tazminat elde etmek için tam yargı davası açabilir. Tam yargı davaları, iptal davasına konu olan aynı idari işlemleri hedef alabileceği gibi, iptal davasıyla birleştirilmediği müddetçe, yetkili mercilerce tanımlanan hukuka aykırılık kapsamına girmeyen diğer idari işlem veya kararları da kapsayabilir. Bu durum, bir kişinin tazminat talep edebileceği koşulları genişleterek kesin biçimde hukuka aykırı olmasa da ölçülebilir ekonomik zarara yol açan işlemleri de kapsayacak hale getirir.

Tam yargı davalarında, davacıların hareket alanını daraltan birbiriyle bağlantılı ancak farklı iki süre sınırı mevcuttur. İlk olarak talepler, zarara yol açan idari işlem veya eylemsizlikten (yahut süregelen zararlarda, bunların gerçekleştiğinin öğrenilmesinden) itibaren 60 gün içinde ileri sürülmelidir. İkinci olarak talepler, zararın doğduğu günden (veya süregelen zararlarda, zararın sona erdiği günden) itibaren bir takvim yılı içinde sunulmalıdır. Bu "öğrenmeden itibaren 60 gün - zarardan itibaren bir yıl" kuralını karşılayamayan davacıların tam yargı davası açma hakkı düşebilir.

İşin can alıcı noktası, tam yargı davalarının zarara yol açan idari süreci kendiliğinden durdurmamasıdır. Dava kazanılarak sonuçlansa dahi, ihlale yol açan bir idari kararın durdurulması için önceden bir iptal kararı alınmış olması gerekir. Gerektiğinde davacı, ayrıca "yürütmenin durdurulmasını" ya da geçici olarak askıya alınmasını talep etmelidir; bunun kabul edilmesi ise yalnızca (1) idari işlemin telafisi güç veya imkânsız zararlara yol açacağının ve (2) işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunun ispatlanmasına bağlıdır.

Yürütmenin Durdurulması: Zararlı Bir Karar Çok Geç Olmadan Nasıl Durdurulur?

Dava açmak, zararlı bir idari kararın bazen geri dönülemez nitelikteki etkilerini kendiliğinden durduramaz. Bunu yapabilmek için mağdur tarafın "yürütmenin durdurulması" talebinde bulunması gerekir ki mahkeme bu talebi ancak karşılanması güç iki yasal kriterin sağlanması halinde kabul edebilir. İlk olarak davacı, dava esastan görüşülmeden önce idari işlemin uygulanmasının telafisi güç veya imkânsız zararlar doğuracağını göstermek zorundadır. İkinci olarak, işlemin iptal davaları için tarif edilen gerekçelerden biri yönünden açıkça hukuka aykırı olduğunu kanıtlamalıdır; yani hukuki haklılığın tartışmalı veya muğlak olduğu bir durum yeterli görülmez. Bu iki şartın bir arada gerçekleşmesi durumunda mahkeme yürütmenin durdurulması kararı vererek, dava karara bağlanana kadar idari kararın sahadaki fiili etkilerini askıya alır.

İş akdinin feshi, işyeri ruhsatının iptali ve sınır dışı etme kararları gibi yüksek etkiye sahip davalar, yürütmenin durdurulması talepleri için en tipik durumlardır. Ne var ki, temkinli bir mahkemeyi ikna edecek bu iki koşulu yerine getirmek her zaman kolay değildir. Davacılara, yürütmenin durdurulması talebinde bulunurken idari işlemin tehdit ettiği zararı, bunun zamanlamasını ve hukuka aykırılık durumunu eksiksiz biçimde belgelendirmeleri tavsiye edilir. Yürütmenin durdurulması kararı verildiğinde, bu karar yalnızca idare mahkemesinde değil, sonrasında Danıştay tarafından yapılacak incelemelerde de nihai karara varılana kadar yürürlükte kalır.

Vatandaşlar ve Kamu Görevlileri Nereye Başvurmalı ve Gerçekte Ne Elde Edebilir?

Bir vatandaşın veya kamu görevlisinin hakları bir idari işlemle zedelendiğinde, bu karara resmi bir yargı süreciyle itiraz etmek için sınırlı ama etkili bir yolları vardır: Türkiye'nin uzmanlaşmış idari yargısındaki iptal veya tam yargı davaları. Genel olarak ilgililer, katı 60 günlük süre sınırlarını ve bir idari kararın derhal yürürlüğe girmesini engellemek için ayrı bir yürütmenin durdurulması talebinde bulunma zorunluluğunu akılda tutarak, hukuka aykırı bir işlemi durdurmak üzere bir iptal davası ve zararlarını tazmin etmek üzere bir tam yargı davası açmak için idare mahkemelerine başvurabilirler. İdare mahkemelerinde çözüme kavuşturulamayan davalar, idare ve vergi mahkemelerinden gelen temyiz başvurularını son merci olarak ve kanunda belirlenmiş kimi hallerde ise ilk ve tek merci sıfatıyla karara bağlayarak kamu gücünün en yüksek hakemi olma yönündeki merkezi ve zirve rolünü pekiştiren Danıştay'a taşınabilir.

Bu sistemin ayrımlarını ortaya koymak ve kısıtlarını kabullenmek önemlidir; dava açmak idari işlemi durdurmaz ve katı şartları sağlamak zordur. Ancak bireylerin bir idari işlemin hukuka aykırı olduğunu veya kendilerine fiili bir zarar verdiğini somut biçimde belgeleyebildiği ve az sayıdaki kişinin yürütmenin durdurulması ya da Danıştay'a temyiz için gereken ağır koşulları karşılayabildiği durumlarda; sonuçların, tıpkı her sistemde olduğu gibi, temel kanunları arkasına alabilmekle hem desteklendiği hem de engellendiği bu düzende, en kritik davalarda iddialarını savunmak, hukuka aykırı bir işlemi durdurmak veya tazminat elde etmek için dar sınırları olan fakat kesinlikle somut bir fırsat pencereleri mevcuttur.