Hukuk · Siyaset · DevletArşiv belgeleri
KÜRSÜBağımsız yayın

Mahkemeler, meclis ve kamu yönetimi: kurumların nasıl işlediğini anlatan bağımsız yayın.

Hukuk ve yargı

Türk Mahkeme Sistemi Açıklandı: Üç Kademeli Yapı Nasıl İşliyor

20 Temmuz 2016'da Türkiye'nin yargı sistemi önemli bir yeniden yapılanmadan geçti. Resmî adı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun olan 5235 sayılı Kanun, 7 Ekim 2004 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandı ve 20 Temmuz 2016'da yürürlüğe girdi. Bu mevzuat, başlangıç düzeyi olarak İlk Derece Mahkemeleri, istinaf için ikinci kademe olarak Bölge Adliye Mahkemeleri ve en üst temyiz mercii olarak görev yapan Yargıtay ile birlikte yeni bir üç kademeli yapı getirdi. Bu makale, ilk duruşmadan en yüksek temyiz mahkemesine kadar bu üçlü sistemin uygulamada nasıl işlediğine derinlemesine bir bakış sunuyor.

KÜRSÜ Yayın KuruluHukuk ve yargı
Türk Mahkeme Sistemi Açıklandı: Üç Kademeli Yapı Nasıl İşliyor
Fotoğraf: Metuboy · CC BY-SA 4.0 · Wikimedia Commons

İki Kademeden Üçe: 2016 Yeniden Tasarımı

2016 yılından önce Türkiye, yerel düzeydeki mahkemeler ve Yargıtay'dan oluşan iki kademeli bir mahkeme sistemi işletiyordu. Ancak 5235 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle birlikte, ikinci derece dava incelemelerinin büyük bölümünü yürütmek üzere araya bölge adliye mahkemelerinden oluşan bir orta kademe yerleştirildi. Bu yeni ara kademe artık ilk derece mahkemelerinin kararlarını usul ve esas hataları yönünden incelerken, Yargıtay ise hukukun uygulanmasında birliği sağlamak amacıyla öncelikli olarak hukuki meselelere odaklanıyor.

İlk Derece Kademesi: Sahadaki Hukuk ve Ceza Mahkemeleri

Türk mahkeme hiyerarşisinin ilk basamağı, hukuk ve ceza yargı alanlarına ayrılan ve kendi içinde genel yetkili mahkemeler ile özel yetkili mahkemeler olarak bölünen ilk derece mahkemelerinden oluşur. Ceza konularında ilk derece mahkemeleri, hafif suçlardan en ağır suçlara doğru tırmanan suç ağırlığını ele almak üzere sulh ceza hakimliklerini, asliye ceza mahkemelerini ve ağır ceza mahkemelerini içerir.

Hukuk tarafında en alt mahkemeler, tek bir hakimin yer aldığı ve genel yetkili mahkemelere verilmeyen küçük uyuşmazlıklara bakan sulh hukuk mahkemeleridir. Genel yetkili mahkemeler; sözleşme uyuşmazlıkları, haksız fiiller ve mülkiyet ihtilafları gibi daha kapsamlı hukuk davalarına bakar,.

Sulh Ceza Hakimlikleri: Soruşturmanın Kapı Bekçileri

Sulh ceza hakimlikleri, ilk derece mahkemelerinin ceza kanadı içinde nev-i şahsına münhasır bir unsurdur. Bu hakimler dava görmekten ziyade, özellikle usul denetiminin ve menfaatlerin dengelenmesinin hayati önem taşıdığı savcılık dosyalarında soruşturma evresine odaklanır. Bir soruşturma sırasında dinleme ve gözetleme, beden muayenesi, arama, elkoyma ve tutuklama kararları verebilirler. Bir şüpheli hakkında gizli gözetim talep edilmesi gibi bu yetkiler kapsamında verilen kararlara şüphelinin avukatı tarafından itiraz edilebilir, ancak yalnızca bir başka sulh ceza hakimine.

Bu kapalı devre sistemde sulh ceza hakimlikleri hiyerarşik olarak eşdeğerdir ve soruşturmalar ile fiili kovuşturma arasında bir tampon sağlayarak birbirlerinin kararlarını inceler. Ayrıca, Türkiye Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan hakimlikle paylaşılan bir bölüm uyarınca arama ve elkoyma işlemlerini de yürütürler. Bu hakimin yukarısında bir cumhuriyet savcısı, yine aynı hakimin denetimi altında yakalama emirleri çıkarabilir veya bir suçu soruşturabilir.

Bölge Adliye Mahkemeleri: Usul ve Esastan İkinci Derece İnceleme

İlk derece mahkemesi kararı verildiğinde taraflar, üç kademeli sistemin ikinci basamağı olan bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunda bulunmayı seçebilir. Bu mahkemeler usul veya esas yönünden hataları inceler; şayet önemli hatalar tespit ederlerse kararı bozup alt mahkemeye geri gönderebilir, hatta esasa ilişkin hata kararı iptal edilen mahkemeden kaynaklandığında davayı bizzat kendileri yeniden görebilirler.

Ayrıca, bir başsavcılık makamından gelen denetimle birlikte kamu adına iddia hizmeti de sunarlar. Daire veya hakim sayısı Adalet Bakanlığı tarafından ayarlanabilir.

Yargıtay: Son Hakem ve Uyumlaştırıcı

Yargıtay, alt mahkemelerde hukukun birliğini ve doğru uygulanmasını temin ederek hukuk ve ceza davalarında en yüksek temyiz mahkemesi olarak görev yapar. Bu düzeydeki hükümler ve kararlar artık tanık güvenilirliği ve delil değeri meseleleri değildir; bunun yerine mahkeme, nihai hukuki sorunlarla sınırlı dar bir yetki alanıyla hukuki gerekçeye ve uygunluğa odaklanır.

özellikle, kanuni istisnalara tabi olmak kaydıyla, ceza ve hukuk davalarındaki hukuki argümanları inceler.

Davalar Nasıl İlerler: Taraflar İçin Pratik Bir Yol Haritası

Uygulamada davalar, sözleşme ihlalleri için bir hukuk mahkemesi veya vahim suçlar için bir ağır ceza mahkemesi gibi, davanın türü ve ağırlığı bakımından yetkili bir ilk derece mahkemesinde başlar. İlk hükmün ardından, usul ve gerekçelerin yeniden incelenmesi için genellikle bir bölge adliye mahkemesine istinaf yolu açıktır. Dava bu aşamaya ulaşırsa, taraflardan biri Yargıtay'ın bölge adliye mahkemesinin hukuki analizini incelemesini talep edebilir.

Ancak, bir cumhuriyet savcısına şüpheliyi arama izni verilmesi (veya dinleme talep edilmesi) gibi usule ilişkin kararlar sulh ceza hakimliği düzeyinde alındığında, şüpheli mahkeme sistemi içinde ilerlemeden, adeta aynı mahkeme içindeki bir itiraz gibi, sulh ceza hakimliği bünyesinde bir adli denetim görür.

Hukuk davalarındaki süreç sulh hukuk mahkemesi ile başlar. Şayet taraflar burada uzlaşmayı reddederse, taraflar Asliye Mahkemesine doğru yol alır ve dava orada reddedilmediği takdirde Bölge Adliye Mahkemesine ulaşır.

Bu kademeli yapıda yol almak; davanın yasal sınırını, ceza soruşturmalarını mı yoksa özel hukuku mu kapsadığını ve sulh ceza hakimliği yetkilerinin devreye girip girmediğini bilmeyi gerektirir.

Bir dava tarafı için her aşama, davanın bir sonraki kademeye geçebilmesinden önce aşılması gereken usule ilişkin engeller ve sınır şartları barındırır. Davaların sistem içinde nasıl ilerlediğine dair net bir yol haritasına sahip olmak, doğru beklentiler oluşturmada ve yabancı olunan bir yargı sisteminde hatalı adımlardan kaçınmada hayati önem taşıyabilir.