Hukuk · Siyaset · DevletArşiv belgeleri
KÜRSÜBağımsız yayın

Mahkemeler, meclis ve kamu yönetimi: kurumların nasıl işlediğini anlatan bağımsız yayın.

Hukuk ve yargı

Davamı Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne Taşıyabilir miyim? Yasalar Neye İzin Veriyor

Türkiye Anayasa Mahkemesi'ne yapılan bireysel başvurular, otuz günlük katı başvuru sürelerine tabidir ve diğer tüm kanun yollarının tüketilmesini gerektirir; Mahkeme'nin kuralları ve içtihatları da davaların yalnızca küçük bir kısmının bu kriterleri aşabildiğini göstermektedir. 2012 yılında 6216 sayılı Kanun ile getirilen bireysel başvuru sistemi, başka hiçbir başvuru yolu kalmamış haklar için ikincil nitelikte bir anayasal hak arama yolu olarak hizmet vermektedir.

KÜRSÜ Yayın KuruluHukuk ve yargı
Davamı Türkiye'de Anayasa Mahkemesi'ne Taşıyabilir miyim? Yasalar Neye İzin Veriyor
Fotoğraf: Murat Karabulut (VOA) · Public domain · Wikimedia Commons

2012'de Doğan ve 6216 Sayılı Kanunla Şekillenen Bir Hak Arama Yolu

Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yolu, 30 Mart 2011'de kabul edilen 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile açılmıştır. Kanun, başvurucuların Mahkeme'ye nasıl başvurabileceğini düzenler.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bir kararında, 6216 sayılı Kanun'un, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 23 Eylül 2012'den sonra kesinleşen kararlara karşı bireysel başvuru yapılmasına izin verdiğini belirtmiştir.

Doğası Gereği İkincil: Ankara'dan Önce Kanun Yollarını Tüketmek

Bireysel başvuru mekanizması özünde ikincil niteliktedir ve bir davanın Anayasa Mahkemesi'ne ulaşabilmesinden önce uygun tüm idari ve yargısal yolların tamamen tüketilmesini gerektirir.

Bu gereklilik 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinde açıkça düzenlenmiştir. Mahkeme'nin her tür hukuki karar için olağan bir temyiz mahkemesi olmadığının altını çizen Anayasa Mahkemesi'nin kendi bilgilendirici metinlerinde bu sistem, "ikincil" veya "tamamlayıcı" bir sistem olarak tanımlanmaktadır.

Mahkeme'nin bu usulü ikincil bir başvuru yolu olarak ele alması, akademik literatürde ve Mahkeme'ye bireysel bir şikayette bulunulmadan önce olağan yargı sürecinin tüketilmesi gerektiğini belirten bireysel başvuru hakkına dair açıklayıcı metinlerde de yinelenmektedir.

Otuz Günlük Süre ve On Beş Günlük Can Simidi

6216 sayılı Kanun'un 47(5) maddesine göre bireysel başvurunun, tüm kanun yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi'ne yapılması gerekir. Herhangi bir kanun yolunun bulunmadığı hallerde ise bu süre, iddia edilen ihlalin öğrenildiği andan itibaren başlar.

Bu zaman aralığı, 47(5) maddesine ve hususuna dikkat çeken 2013 tarihli bir Mahkeme kararında belirtilmiştir. Mahkeme'nin bilgilendirme materyalleri şartı daha da basitleştirmektedir: Bireysel başvuru, kanun yolunun tükenmesinden itibaren veya herhangi bir yol yoksa ihlal tarihinden itibaren 30 gün içinde başlatılmalıdır.

Başvurunun 30 günlük süreyi kaçırması konusunda kaçınılmaz bir engel gibi haklı bir mazeretin bulunduğu durumlarda ek on beş gün tanınır. Gerekçenin yeterli olup olmadığı, mahkemenin başvurunun kabul edilip edilmeyeceğini değerlendirdiği aşamada ele alınır.

Nasıl Başvurulur: Kanallar, İçerik ve Şekil Şartları

6216 sayılı Kanun, bireysel başvuruda bulunmak için çeşitli seçenekler sunmaktadır. Başvuru doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne, başvurucuların avukatları aracılığıyla Türkiye'deki ilgili diğer mahkemelere veya başvurucu ülke dışındaysa yurt dışı temsilcilikleri vasıtasıyla yapılabilir.

Başvuru, geçerliliğini ortaya koymak adına önemli ayrıntıları içermelidir. Bunlar; başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri, ihlal edilen hak veya özgürlükler, iddia edilen ihlalin anayasal dayanakları, iç hukuk yollarının tüketilme süreci ve bu aşamaların tarihleridir.

Bireysel Başvuru Neleri Sağlayabilir (ve Neleri Sağlayamaz)

Bir bireysel başvurunun başarıya ulaşması için başvurucunun anayasal bir hakkın ihlal edildiğini ileri sürmesi yeterli değildir. Usulî şartların yerine getirilmesi gerekir. Kabul edilebilirlik eşiği genel olarak katı olarak nitelendirilmektedir.

Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesi'nin yıllık raporları bireysel başvuruların yalnızca küçük bir kısmının esastan kabul edildiğini, büyük bir bölümünün ise kabul edilemez bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Bireysel başvuru kesinlikle herhangi bir mahkeme kararına karşı gidilebilecek genel bir temyiz yolu değildir. Başvurunun kabul edilebilmesi için Mahkeme'nin öncelikle tüm iç hukuk yollarının tüketildiğine ve sürelerin aşılmadığına hükmetmesi gerekir. Mahkeme'nin rolü, diğer mahkemelerin kararlarını geçersiz kılmak değil, anayasal hakları korumaktır.

“Anayasa Mahkemesi’ne Gitmek” Hakkında Yaygın Yanılgılar

Bazıları, bireysel şikayetle Anayasa Mahkemesi'ne ulaşmak için derece mahkemelerinin kesin kararını atlayabileceklerini düşünmektedir.

Diğerleri ise Anayasa Mahkemesi içtihatlarında ve uygulamacı notlarında açıklandığı üzere otuz günlük sürenin, gerekçeli kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten değil, hüküm tarihinden veya mahkemenin kararından itibaren başladığını varsaymaktadır.

Üçüncü bir yanılgı da süre sınırında bir esneklik olduğudur. Oysa 47(5) maddesi, yalnızca başvurucunun süreyi kaçırma nedenine dair haklı bir mazeret ve bu mazeretin kanıtını sunduğu istisnai durumlarda on beş günlük bir ek süreye izin verir. Mahkeme buna kabul edilebilirlik aşamasında karar verir ve başvuruyu doğrudan reddedebilir.

Ankara'da Bireysel Başvuru: Peki Sonuç Ne?

Anayasa Mahkemesi'nin hukuken yanlış olduğu ortaya çıkan bir kararı düzeltmek için başvurulacak son bir çare olduğunu düşünüyorsanız, aradığınız şey bireysel başvuru değildir.

Bu yol, ancak tüm kanun yolları tüketildikten sonra ve belirlenen süreler dahilinde anayasal hakların takibi için kullanılabilir. Olağan hukuki kararların sil baştan ele alınması olmadığı gibi, meşru bir yargılama sürecini yeniden tartışma fırsatı da değildir.